İNSAN EN FAZLA KENDİNİ SEVMEKTE ve KENDİNİ AFFETMEKTE ZORLANIYOR

Danışan evli ve bir oğlu olan 45 yaşında bir kadın.Gençlik yılları aşk konusunda şansız deneyimler ve karmaşayla geçiyor. Babası iflas ediyor ve 25 yıl önce de annesini kaybediyor. Evlilik hayatında ise onu mutsuz eden aldatılma deneyimi yaşıyor.

Genel olarak parayla ilgili bir sorunu olmasa da, hatta varlıklı bile sayılabilir olmasına rağmen derinlerde hep yoksul kalma korkusu yaşıyor, kendisi için para harcarken zorlanıyor. Zaman zaman kusma nöbetleri yaşıyor. Adını koyamadığı bir suçluluk duygusu tüm hayatında ona eşlik ediyor.
Regresyon çalışmasına geliş nedeni; suçluluk duygusu ve yoksulluk bilincinin nedenini anlamak ve çözmek.

İlk çalışmada; çok travmatik ve zor bir geçmiş hayatına geçiş yaptı. 6 çocuklu yoksul bir ailenin en büyük çocuğu olduğu bir hayattı. En küçük kardeşi 1, kendisi 17-18 yaşlarındayken annesi vebadan ölüyor ve 5 ay sonra da babası onu ve kardeşlerini terkedip başka bir kadınla gidiyor. Kardeşlerinin tüm sorumluluğu ve yükü ona kalıyor. Sokakta kalıyorlar ve kanalizasyonun aktığı, yaşanması imkansız bir yere sığınıyorlar. Fırından ekmek çalarak kardeşlerinin karnını doyurmaya çalışıyor ve geceleri onları koruyabilmek için hiç uyumuyor. Annesini çok özlüyor ve onun ölümüyle ilgili kendini suçluyor. Çünkü, annesine vebanın onun getirdiği bir elmayı yediği için bulaştığını düşünüyor.

Yine, ekmek çaldığı bir gün fırıncı tarafından yakalanıyor. Çok kızgın olan fırıncının kendisini dövmemesi için ona yalvarıyor. Fırıncı artık çalmamasını, gelip isterse ona ekmek vereceğini söylüyor
İlerleyen yıllarda evlere temizliğe gitmeye başlıyor. Onun haline acıyan bir adamla evleniyor. Ancak bir süre sonra adam onu başka bir kadınla aldatıp terkediyor. Yoğun olarak kendine acıma, öfke, değersizlik ve suçluluk duyguları hissediyor; bir kadın olarak istenmediğini düşünüyor
Devamında yaşamını yine hizmetçilik yaparak sürdürmeye başlıyor. Ve bir gün; ona resim yapmayı öğretmek isteyen yaşlı bir adam tarafından tacize uğruyor ve adamı bıçaklayarak öldürüyor. Suçlu bulunup asılarak idam ediliyor.

Ölüm anında ve ruhsal aleme geçerken öfke, suçluluk, utanma ve yoksulluk yaşadığı bir hayattan ayrıldığını düşünüyor ve kardeşlerinden ayrıldığı için derin üzüntü hissediyor.

Ruhsal boyutta yapılan çalışmada; o hayatında özellikle kardeşlerine karşı aşırı verici ve kontrolcü olduğu, onların kendi ayakları üzerinde durmaları ve güçlenmeleri için fırsat tanımadığı; bu nedenle eşiyle bile yeterince iletişim kurmadığı, evliliğine odaklanamadığını anladı. Aslında dilenmek , çalmak ve birilerine sığınmak dışında da seçenekleri olduğunu ama bu seçenekleri, kendi becerilerini, gücünü ve değerini fark edemediğini gördü. Fark edebilseydi eşiyle birlikte çalışarak, kardeşleri ve eşi arasında denge kurarak daha mutlu ve doyumlu bir hayatı olabileceğini gördü. Anne ve babasıyla ilgili deneyimlerinin hayat planında ne anlama geldiğini farketti. Daha güçlü, özgür, kendini seven ve kendine yeten bir yaşam kurması için gitmişlerdi.

O geçmiş yaşamın tüm travmatik anıları temizlenip şifalandırıldı; o hayattaki karakterle ortak deneyimlerindeki travmalar nedeniyle affetme ve af dileme gerçekleşti. Ve en önemlisi kendisini affetti. Ruhsal rehberlerinin de yardımıyla, o hayatından şimdiki hayatına getirdiği olumlu ve olumsuz kalıplar, neleri değiştirip dönüştürmesi, neleri tamamlaması gerektiği konusunda anlayış ve içgörü kazandı.

Bu yaşamında kimseye muhtaç olmak zorunda değildi; kendi gücüne ve yaşamındaki diğer insanların da gücüne güvendiği, öncelikle kendini sevdiği ölçüde diğer insanları da gerçekten sevebilecek ve paylaşacaktır

Çalışmadan 2 hafta sonra yaptığı geri bildirimde; kendini çok daha huzurlu, özgüvenli, hafiflemiş ve özgür hissettiğini ifade etti. Sorun yaşadığı ortaklığı bitirip, yeni bir iş kurmaya niyet etmişti. Nasıl olacak diye kaygılanırken, sürpriz bir gelişme olmuştu. Babası, hiç hesapta yokken bir arsasını satıp parasını, o ve kardeşleri arasında pay etmişti. Ve asıl dikkat çekende geldiği kültürde kız çocuklarına ailenin mal ve mülkünde pay verilmemesiydi. Kendini değerli ve sevilmeye layık görmeye başlaması önce ruhsal boyutta ve sonra da maddi evrende babasının bu kararı almasını sağlamıştı
Bu danışanla birkaç çalışma daha yaptık. Tüm bu süreç sonunda eşiyle ilişkileri daha doyumlu ve sevgiye dayalı; kardeşleriyle ilişkileri daha dengeli hale geldi. Kurduğu işini geliştirdi. Kusma nöbetleri ise bitti. Bu çalışmalarla yeniden doğduğunu; artık kendini daha fazla sevdiğini, değerli bulduğunu ve güvendiğini söylüyor.

Her ruh bakıma ihtiyaç duyar…

6. Dünya regresyon kongresi Hindistan’da gerçekleşti…

2017 Dünya Regresyon kongresi temamız “yaratıcılık” Kongre 23 farklı ülkeden bireylerin katılımı ile gerçekleşti. Earth Regresyon terapistleri derneği http://www.earth-association.org/
“bırak gitsin” adlı bir dergi çıkarmaya karar verdi. Dünyanın dört bir yanından profesyonel terapistler katıldı ve Harika bir deneyimler mutlu bağlantılar, öğrenme, iletişim, dans, oyun. Yonca Yaprak Akademisi ve dünya uluslararası organizasyon sayesinde her şeyi mümkün hale getirmek için toplandık…

2017 Hindistan Dünya Regresyon Terapistleri Kongresi…

Türkiye’den tüm ülkelerden en yoğun kalabalık katılım gerçekleştirdik…Dünyanın gözü bu ilgimizden dolayı Türk grubumuzdaydı…

Geçmiş Yaşamların dönüşümünde yeni tekniklerde buluştuk…Patricia Ann Caetano ile shadow workshop (gölge çalışması), Marc Van Hecke ile Yeni doğan bebekler ve çocuklarla çalışma olasılıkları, Tülin Etyemez Schimberg’in kendi yaşam yolunu yaratmak konulu çalışması, Hollandalı terapist Marion Boon ile “Yaratıcılık Cesareti” çalışması, Modern tıpta hücre hafızası ve hastalıklar için metaforlar; hücre nasıl hatırlar ve hastalık oluşur. Dr. Natwar Sharma (ındia) sunumu…vs 

“Terapi mantık ile ilgili, sihir değil…
İnsanın doğası kötü değildir…. Onu kötü yapar…. Ama bu kötü olmak için bir bahane değildir.
Kötülüğün kurbanı olan…… Karanlık Şeytan…. Şeytan ‘ ı teşhis ettiğinde…. Hayatta adım atmak Çok basit…” diyen hepimizin minnettarlık hissettiğimiz hocamız Hans TenDam onun bilgeliği ile buluştuk…

Yasemin Tokatli Uluslararası bu organizasyonda Başkanın rahatsızlanması ve kendisinin başkan yardımcısı olması nedeniyle başkanlık görevlerini yerine getirdi…

Türkiyenin böylesi bir organizasyonda gösterdiği her yönden katılım Regresyon alanında da saygın bir duruş geliştirdi Dünyada…

 

 

 

Kendini Tanı…

Kadim zamanlardan beri birçok büyük alimler, şifacı ve ileri görüşlü ustalar “Kendini Tanı” demişler. Ama birçok kişi bunu nasıl yapacağını bilmiyor malesef…

Regresyon çalışması öncelikle kişinin kendisini tanıması amacıyla içine bakmasını, kendi kişisel tarihinin onun üzerindeki etkilerinin farkına varmasını sağlamaya çalışır. Çalışmanın güçlü ve kalıcı iyileştirici teknikleri ile olağanüstü yararlarını görmeye, farkındalığınızı genişletmeye ve iyileşmenin gücünü hissetmeye başlayınca bir daha eski size geri dönmek istemiyeceksiniz.

Üzerinde çalışmanız gereken sağlıksız duygular;
Başarısızlık, Gerginlik, Hüsran, Kıskançlık, Korku, Nefret, Öfke, ÖzSaygı Yoksunluğu, Reddedilme, Suçluluk, Umutsuzluk,Utanç, Kederdir.

Sağlıksız duyguların kaynağına gidip, sizin üzerinizdeki fiziksel, duygusal, düşünsel ve ruhsal olarak yol açtığı olumsuz sonuçlarını şifalandırıp, yerine sağlıklı duygular Sevgi, Bağışlama, Başarı, Doyum, Gevşeme, Huzur, Mutluluk, Neşe, Özgüven, Özgürlük ve Şefkati geri getirmekte zorlanıyorsanız eğer; size yardım etmek için oluşturulmuş ve 1950 yıllarından itibaren dünyada birçok spiritüel danışman, psikolog ve psikiyatrist tarafından uygulanan bu yöntemi deneyimleyebilirsiniz.

Okuyucuya Not : Hayatlarımızda her ne oluyorsa olsun, biz büyüyelim diyedir….
Sevgi, umut ve cesaretle yola devam…

REGRESYON TERAPİSİ İLE ZAYIFLAMA…

Regresyonun temel amacı; zihin-beden-ruh bütünlüğünde kişinin amaçlarına ulaşmasına ve yaşamını dönüştürmesine engelleyen çözülmemiş meselelerinin çözümünde rehberlik etmektir. Tıbkı derine batmış ve fiziksel rahatsızlığa sebep olan bir dikeni çıkarmak gibi. Diken çıkarıldığında semptomlar asla tekrarlamaz.

Çocuklukta yaşadığımız hatta anne karnından itibaren hissettiğimiz hatta geçmiş yaşamlarda yaşadığımız her şey yetişkin olduğumuzda bizi etkiler.Bedenimizle ilgili temel algımız, geçmiş yaşamlardan getirdiğimiz anılarınla birlikte, 0-7 yaş aralığında ve ergenlik döneminde oluşmaktadır. Kendini sevmek, sağlıklı bir bedenle yaşama, sağlıklı ve dengeli beslenme bilinci öğretilmediği için birey bedenine farkında olmadan zarar verebilir. Sağlıksız beslenme ve aşırı yeme alışkanlıkları da bu zararlardan biri. Sağlıklı ve normal kilolu bir beden için, iyi beslenme ve egzersize ihtiyaç olduğu açıktır. Ancak fazla kilolu milyonlarca insan kilo verememekte ve şişmanlıktan kurtulamamaktadır.

Nedenler..?
Bedenin ekstra kilolarını koruma ihtiyacını doğuran kişisel deneyimler ve hatıralardır. Neden şuurdışı zihinde kilitlidir.
Aşırı yemek yeme bağımlılığı, dengesiz beslenme biçimlerinin altında öğrenilmişlikler ve bastırılmaya çalışılan duygular, korkular vardır. Geçmişin acı ve dargınlıklarına takılıp kalmak ve yemekle kendini cezalandırmak, değersiz hissetmek, kendine güvenmemek. Acıdan korunmak için zırh(kilolara) gerek duymak. Aşırı yiyerek duygularını bastırmak. Kendini sevilmeye değer görmemek. İnsanların bedenini ve ruhunu incitmesinden alıkoymak için insanları itmeye, onları uzak tutmaya çalışmak. Kendini sevmemek cezalandırmak… gibi birçok neden olabilir.

Başka inançlar nedeniyle de kişi kilo veremeyebilir…Yaşanan öyle deneyimler olmuştur ki (taciz, tecavüz gibi) kişi bedenini aşırı kilo alarak beğenilmeyeceği böylece de tehlikeden koruyacağını zannedebilir. Geçmişte yaşadığı ifade edilmemiş korkusu, öfkesi, utancı, suçluluğu, pişmanlığı da sıkışmış duygusal enerji olarak bedende hapis kalmış olabilir ve şimdiki yaşamında iyi şeyleri hak etmediğini düşünerek bedenine farkında olmadan zarar verebilir. Sağlıksız beslenme ve aşırı yeme alışkanlıkları da bu zararlardan biri…

Ayrıca bilinçaltına kayıt edilen sözlerde kilo durumumuza etki edebilir. Örneğin; çocuk şişmanlıkla ilgili bilinçaltına çıkar sağlayan telkinler aldıysa, ‘yemezsen büyüyemezsin’ gibi, büyümek için şişman olmayı tercih eder. Bilinçaltı çıkarı olmayan hiçbir inancı saklamaz. Hem inancı hem de inanç doğrultusunda kişiyi hayatta tutabileceğini zanneder. Bu sebeple de hem inancı hem de kişiyi korur. Ne kadar diyet, spor yapsa da bedende kiloyu tutar.
….
Kilo verme mücadelesinin en cesaret kırıcı yönü ise kişinin umudunu yitirmesidir. Gösterilen her çaba, kiloların hepsinin geri alınacağına dair inanç (ve korku) ile boşa çıkmaktadır.
….

Önemli olan kişinin duyguları ve korkularıyla yüzleşme cesaretini göstermesi, geçmişten gelen çözülmemiş meselelerini çözmesi sadece diyet uygulayarak ya da spor yaparak sağlıklı ve dengeli bir şekilde ideal kilosunda olamayacağını kavramasıdır. Zihin, beden ve ruh bir bütün. Bu anlayışla geçmişin yanlış inanç kalıplarına ve duygulara bakmak gerek. Aksi takdirde yapılan en uygun diyetlerden sonra, en ideal spor yapma düzeninden sonra bile verilen kilolar zaman içinde alınır. Geçmişi anlamadan, geleceğe ilerleme olmaz, duyguları serbest bırakmadan kalıcı olarak sağlıklı, ideal kiloda olunabileceği düşünülemez.

Çalışma nasıl oluyor?
Regresyon çalışması ile gerçekdışı korkularınızı ve davranışlarınızı bilinçaltında araştırabilir. Değişik anıları araştırmak ve uyandırmak bir soğanın kabuklarını soymaya benzeyebiliyor. Her anı katmanındaki bir sorunla ilgili olan enerjiyi ortaya çıkarıncaya kadar takip etmek çözülmeyi ve zayıflamayı sağlayabilir. Ama herşeyde olduğu gibi öncelikle niyet önemlidir. Kişinin niyetini enerji katarak; ‘sağlıklı ideal kilomda olmak istiyorum’ şeklinde niyet etmesi bir nevi evrene mesaj vermektir.
Bu niyetle çalışmaya gelen kişiye danışman ne hissettiğine odaklandırır ve kişi zaten hisler aracılığı ile konuşur. His dediğimizde bedende hissedilen ağrı, baskı, gerginlik, terleme, titreme, sıkışma gibi hissedilen fiziksel hislerdir. Bu hissi kişinin daha fazla hissetmesi istenerek bu hissin içindeki duyguyu ya da korkuyu yaşaması sağlanır. Kişi direnç göstermeyip hisleri hissetmeye izin veriyorsa, duygularıyla yüzleşir ve zamanında ifade edilmemiş sıkışmış duygusal enerji boşaltılır. Bu bazen bir seans sürer bazen daha fazla… Genelde iki ayda 8 seansta gözle görülür bir ilerleme olabilmektedir.. Ancak her ruh eşsiz ve tektir farklıdır. Regresyon çalışmasıyla birlikte elbette düzenli egzersiz yapılmalı, sağlıklı dengeli beslenilmeli. İdeal süre gene kişinin kendi için koyduğu niyetinde gizli.

Regresyon çalışmasının bonus yararları ise…
:)) Mutlu olmak diyebiliriz… Kendini değerli hissetmek…Bir çocuk gibi yeniden neşe, heyecan ve coşkuyla buluşursunuz. İçinizdeki çocukla kucaklaşarak onun hayallerini gerçekleştirmek üzere harekete geçersiniz. Sonsuz potansiyelinizi keşfedersiniz. Kendinize güveniniz artar. Regresyonda; size yük yaratan duygu, korkulardan özgürleşirsiniz. Sadece kilodan değil. Hafiflik yaratan budur…

REGRESYON ÇALIŞMASI NE DEĞİLDİR !!!

Artık pek çok yerde regresyon terapisi, geçmiş yaşamları şifalandırmak, regresyonla geçmişi onarmak, temizlemek vs. gibi anlatımlara daha sık rastlıyorsunuz… Çokça merak, biraz ürküntü, biraz heyecan, biraz küçümseme, biraz yüceltme ile bakıyorsunuz… Bakış açınıza bağlı olarak 🙂

Bugüne kadar çalıştığım danışanlarımdan, arayan soran bilgi alan kişilerden, ne işle uğraştığımı merak edenlerimizden aldığım geri bildirimlere dayanarak bu konuya bir kez daha ve de ters köşeden açıklık getirme ihtiyacı duyuyorum. Hadi başlayalım 🙂

Regresyon terapisi, ucu bucağı görünmeyen bir yolculukta kaybolabileceğiniz bir macera değildir!

Seansın başladığı andan itibaren terapistinizle birlikte sığındığınız limanlardan güvenle açık denizlere yol alabileceğiniz ve sizin istediğiniz limana güvenle demirleyebileceğiniz bir seyr-ü sefer halidir. Geçmişiniz, farkında olmadığınız çok çok çok geçmişiniz, ebeveynleriniz ve hatta aile ağacınızın öyküsü bu seyr-ü sefere renk, koku, tat, ses, hareket, hal ve tavır olarak eşlik eder. Siz bu yola çıkarken hedeflenen menzile, kendi anılarınızla, sezgilerinizle, iç görünüzle ve yeni anlayışınızla ve mutlaka terapistinizin eşliğinde varırsınız. Seans sonrası kafa karışıklığınız varsa, bu sadece yeni anlayışınızla anılardan yaşanan gerçekliğe dönüşünüz arasındaki o kısa uyum süreci için söz konusu olur.

Regresyon terapisi, spiritüel (ruhsal) egoların at koşturacağı bir yer değildir!

Ben çok eski bir ruhum, bunlarla işim olmaz diyenlerimiz 😉 Bilge, aşmış, görmüş geçirmiş, tam, bütün, ben demiştim diyenlerimiz… Gerçekten de bu yöntem farkındalığınıza ek bir katkı sunamayabilir… Yine de kendinden emin olamayanlarımız, acaba ben eski olgun bir ruh muydum diye kendine soranlarımız için, hayatlararası regresyon sürecine kendini bırakabilmeleri durumunda cevaplar gelebilir.

Regresyon terapisi, uzaklaştığınızı hissettiğiniz eşinizi-sevgilinizi-ebeveynlerinizi-çocuğunuzu size geri getirmez!

Size sadece sizi geri getirir 🙂 Yani sizi kendinize getirir. Kendine gelmekten korkanlarımız bu terapiyi zaten denemek istemeyeceklerdir ama ola ki niyetleniyorsanız-her şeye razıyım yeter ki o geri gelsin diyorsanız- uzak durun derim 🙂 Hem zamana, hem paranıza yazıklanırsınız… Kendine gelip yolunu farketmek isteyenlerimiz içinse enerji dolu, zaman zaman bir hızlı dönme dolapta bazen yüksekten bazen en dipten hayata baktığımız, ürktüğümüz ama yaşamaktan da kendimizi alamadığımız bir başka içsel yolculuk başlar. Ruhumuzun, zihnimizin, bedenimizin birliğini yaşamaya doğru 🙂 O zaman belki sevdiceğinizin aslında sevdiceğiniz olmadığını, ilişkinizin kendi öz hallerinize değil de maskelerinize yaslandığını, belki de sevgilinizin gerçekten de sizi çok sevdiğinden size bunları yaşatıp kendinize gelmenize yardımcı olduğunu, belki sizin sevgiyi kabul etmekte veya vermekte güçlük çektiğinizi vb. farkedebilirsiniz…

Regresyon terapisi – bir arkadaşa bakıp çıkacaktım -yöntemi değildir!

İnsanın kişiliğinin tümü -psişe- bir çok katmandan oluşur ve buna özetle zihin diyoruz. Çok popüler bir tarifle bunu bir soğana, katmanları da soğan kabuklarına-zarlarına benzetebiliriz. Regresyon terapisi ile zihnin bu katmanlarına, bu katmanlarda takılı kalmış travmatik izlere, bu izlerin neden bizde ve o anda orada kaldığına dair hafızayı taşıyan diğer katmanlara bakmamız gerekiyor. Bazen arkeolog gibi davranıyoruz, bazen iz sürücüleriz 🙂 Duygularımız elimizdeki en önemli malzeme. Ancak, duygularını kapatıvermişlerimiz de var 😉 Bunun da bir sebebi var elbet diyen regresyon terapisti kolları sıvayıp ince arkeolojik kazıya girişir. Dolayısıyla bazı sorunlar tek bir seansla çözümlenirken, bazı sorunlar çok sayıda seansa ihtiyaç gösterebilir. Sorunun görünürde basit ya da karmaşık olması ile seans sayısı arasında doğru ya da ters bir orantı yoktur 🙂

Regresyon terapisi bir -okuyup üfle de geçsin- yöntemi değildir!

Malum bizim coğrafyamızda nazar, büyü, karabasan, albastı vb. adlarıyla bilinen, ayrıca İsmi Lazım Değiller kapsamında var olduğunu düşündüğümüz, bildiğimiz veya inandığımız bir çok enerji türü var. Bunların bizleri etkisi altına alma mekanizması, bizim farkında olmaksızın irademizi bu tür enerjilere teslim etmemize yol açan etkenler, bu enerjilerin sözünü ettiğim kaynaklardan mı yoksa bilinçaltımızda takılı kalmış bir başka zamana, mekana, boyuta ait bir tortudan mı geldiği bizim için önemli. Konu ciddi. Bir regresyon terapistinin en çok titizlendiği yer bu konudur. Çünkü üzerimizde bize ait olmayan enerjilerin varlığı söz konusuyken, kendi özümüze dokunmamız oldukça güç. Bir regresyon çalışması yapacaksanız, bu konuda hem siz hem de terapistiniz mutlaka ilk seansta bu yabancı enerji varlığını sorgulayın…sorgulatın. Devam eden seanslarda terapistiniz ihtiyaç duydukça durumu tekrar kontrol edecektir. Bu enerjilerin temizliği kesinlikle dikkat, özen ve mutlaka şefkatle yapılıyor.

Regresyon terapisi – geriye, daha geriye, Ademle Havvayı da geç daha da geriye, ilk başlangıçta ne vardı – sorularına muhatap değildir!

Bu konudaki merakınızı regresyon terapisi ile değil, bu konuda yazının bulunmasından beri yazılmış çizilmiş belgeleri okuyup inceleyerek giderebilirsiniz. Her hangi bir danışanın her hangi bir seansta varoluşun başlangıcına dair anıları ortaya çıkabilir ve bu anılardan kaynaklanan deneyimin bilgisi, sadece o danışana özeldir. Tıpkı her yaşantının kendimize özgü bir tat bırakması gibi. Yasemin kokusu bana çocukluğumun uzun yaz gecelerinin yıldızlı gök yüzünü hatırlatırken, size annenizin göz yaşlarınızla ıslanmış yanağınıza kondurduğu veda öpücüğünü hatırlatabilir 🙂

Regresyon terapisi sihirli bir değnek değildir!

Bizim sorunumuzu bizim yerimize bir başkası veya başka bir şey çözemez. Tıpkı biz yürürken kullandığımız ayakkabıyı aynı anda bir başkasının giyemeyeceği, bir sınava bizim yerimize bir başkasının giremeyeceği gibi 🙂 Dolayısıyla bir sorun, bir fiziksel rahatsızlık, bir çatışma varsa, bu ancak bizim bunları nasıl yarattığımızı anlamamızla ve bu yeni anlayışla o andan itibaren yaşayacaklarımızı özümüze uygun şekilde yaratabileceğimizi fark etmemizle çözülür. Elbette bunu gerçekleştirirken bilinçdışımızın üst boyutlarından – üst benlik, yüksek benlik- iç görüler, sezgiler yoluyla rehberlik, yardım ve destek alırız. Bu boyutlara melekler, ışık varlıklar, ruhsal rehberler diyebiliriz. Aklımızda tutmamız gereken şu: Hiç kimse ve hiç bir şey biz izin vermedikçe, biz çatışmayı çözmedikçe, biz dersimizi öğrenip bir üst basamağa geçmeyi hedeflemedikçe bizi iyileştiremez, bizi değiştiremez, bizi aydınlatamaz, yardımcı olamaz ve müdahale edemez. Terapistin bu süreçteki katkısı; kişinin kendini bulma, kendine varma, kendini ve yaşadıklarını kabul sürecinde yanında olmak, doğru soruları sormak, sorularla danışanın kendisine ve sıkıntılarının sebebine uyanmasını sağlamak, anıların derinliğinde ve travmatik etkilerinin altında ezilmesine, kaybolmasına meydan vermeksizin sağ salim ruhsal-zihinsel-bedensel bütünlüğünün o sevgi dolu gücünü yeniden ele almasına destek olmaktır. Yıllar boyunca ne kadar çok sayıda, ağır, ezici, tüketici durumu yaşayıp bunlardan sağ çıktığınızı gördüğünüzde sihrin-mucizenin de kendiniz olduğunu anlayacaksınız 🙂 Böylece bu başlık da mucize bekleyenlerimize gelmiş olsun 😉

Regresyon terapisi, yaşananları silip süpüren bir silgi bezi değildir!

Zaman zaman anılarını kaybetmekten, geçmişinden kopmaktan, bu güne kadar yaşadığı “kendi” diye düşündüğü varlıktan tamamen farklı bir şeye evrilmekten korkan danışanlarım oluyor. Aslında korktukları o güne kadar bildikleri “kendilerini kaybetmek”. Çok gerçek, çok zorlayıcı bir endişe! Burada terapist olarak yaklaşımımız çok önemli. Doğduğu andan itibaren yaşadıklarıyla – hatta doğumundan önce ve atalarından da aldığı etkilerle – bu çalışmaya gelen kişilerin, tüm o geçmişle şekillenmiş kendilerine dair algısını bir anda yıkmak ve yerine hemen yenisini inşa etme çabasına girmek, kelimenin tam anlamıyla haddini bilmezliktir! Regresyon terapistleri bu konuda dikkatli ve özenlidir. Danışan odaklı yaklaşımımızda kişinin nefes alış verişi , yüzünün rengi, diğer bedensel tepkileri dikkatle gözlenir. Bu tepkileri izleyen terapist, seansın derinliğini ve akışını sürekli olarak kontrol eder. Danışanın yaşamın içinde gördüğü kendisi ile yüzleşebilmesi, kendine dair yeni bir anlayış geliştirebilmesi için hazır olup olmadığını gözleriz. Çalışma sırasında geçmiş anların travmatik duygusal-düşünsel-bedensel iz ve yüklerinden temizlenen, yeniden değerlendirilip anlamlandırılan yaşantıların ise şimdiki an ile birleştirilip-bütünleştirilmesi ( entegrasyon ) çok önemli.

Regresyon terapistleri hakkındaki bilgiler gizli, saklı değildir!

Regresyon terapisi ile ilgili eğitimler, yıllarca bu konuda mesleki ve etik standartları oluşturmak için çaba göstermiş olan öncü psikolog, psikoterapist ve psikiyatristler sayesinde yapılandırılmıştır. Türkiye’de bu eğitimleri uluslararası etik kodlara ve uygulama kurallarına göre veren iki eğitim kurumu – Radianced Danışmanlık ve Unicorn Dönüşümsel Çalışmalar – bulunmaktadır. Her iki okul da uluslararası standartları belirleyen, gerek bilimsel araştırmalar ve eğitimler, gerekse yıllık ve dönemsel toplantılarla sürekli diğer bilim dallarından konuya yapılan katkıları değerlendiren, paylaşan ve uygulamaya sunan Earth ve IBRT üyesi ve onaylı kurumlardır. Terapistlerinizi seçerken de bu kurumlara üye olanlara ulaşmanızı, listede ismi bulunmayan ancak bir şekilde ulaştığınız terapistler hakkında listede bulunanlardan veya isimlerini paylaştığım okullardan bilgi edinmenizi öneriyorum. Lütfen bu konuda örneğin enginarın nasıl pişirileceğini veya en iyi kayak malzemesinin hangi marka olduğunu araştırmaya ayırdığınız zamandan fazlasını ayırın. Bunu hak ediyorsunuz! Biz de sizler tarafından araştırılmayı hak ediyoruz!
Nermin Uyar

Anne Karnı Regresyon Çalışması…

Yaşamdaki temel problemlerimizin anne karnındaki deneyimlerimizden kaynaklanabileceğini biliyor musunuz?
Dünyanın nasıl bir yer olduğuna ilişkin ilk ve en güçlü algımız anne karnında geçirdiğimiz 9 aylık dönemde oluşur. Yapılan birçok bilimsel çalışma, yaşamımızın sağlıklı ve iyi olabilmesinin anne karnında geçirdiğimiz dönemle önemli ölçüde bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. image

Anne karnındaki bebek, annesinin günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı pek çok şeyi kendisi maruz kalıyormuş gibi algılar. Teneffüs ettiği hava, yiyip içtiği besinler, temas ettigi kimyasallar ve en önemlisi duygular… Annenin hissettiği mutluluk, neşe, keder, korku, çaresizlik v.b tüm duyguları kendi duygularıymış gibi algılar. Ve bu duygular kişinin tüm yaşamını etkileyip şekillendirebilir.

Annenin dışında, babanın duygu ve düşünceleri de anne karnındaki bebek tarafından algılanabilir. Örneğin plansız bir şekilde hamile kaldığını düşünen bir anne – babanın bebeği tüm yaşamı boyunca “istenmediği” duygusuna sahip olabilir.

Hatta doğumun şekli ve şartları dahi yaşamı etkileyebilmektedir. Örneğin sezaryenle doğan biri başladığı işi bitirmekte zorlanan, tam sonuna gelmişken, “lütfen biri yardım etsin” diyen biri olabilir veya uzamış ve zor bir doğumla dünyaya gelen biri tüm yaşamında “sıkışmışlık” hissedebilir.

Regresyon çalışmasıyla anne karnında ve doğum sırasında annemizden aldığımız olumsuz mirası iyileştirmek mümkün olabilmektedir. 

 

 

RUHUN BAKIMI

Ruhun bakımı neden gereklidir?

Ruhumuz yolculuğu sonsuzdur.Bu yolculukta kendimizi gerçekleştirmek ve sahip olduğumuz potansiyeli geliştirmeye yönelik her bir hayatın içinde çeşitli deneyimler yaşarız.Bu anılar yaygın biçimde “geçmiş yaşamlar” olarak bilinmektedir.Bu anıları yaşarken çocukluğumuzda, gençliğimizde veya hayatımızın herhangi bir döneminde yaşadığımız, bunalımlar ve çektiğimiz acılar sonucu ortaya çıkan gerginliklerle oluşan gerilimler ruhumuzun kendini geliştirme özelliğini bozar. Daha sonrasında başka başka gerilimler ve bunalımlarla bu durum gitgide ilerler. Çözümlenmemiş anılar kişinin fiziksel bedeninde ve ruhunda çeşitli nedensel acılara yol açar.

Ruhun bakımı sonrasında hayatınızda neler olur?

Ruhun bakımı sonrasında kazanılan anlayış ve farkındalık, ruhsal, zihinsel ve bedensel iyileşmeyi de beraberinde getirmektedir.Bu nedenle her ruh bakıma ihtiyaç duyar çünkü insanın kendi doğasını keşfetmesi ve bu keşfi günlük yaşamda kullanarak modern dünyada uyum içinde olması gereklidir.

İmam-ı Gazali derki “”Bedenine değil kendine değer ver, ve gönlünü olgunlaştır! Çünkü kişi; bedeni kadar değil, ruhu kadar insandır.”

Sevgi ve Şükranlarımla,image

Bazen rüyalarımız…

Bizi eski bir aşkın, belki de hala unutamadığımız ilk aşkımızın yaraladığı kalbimizi şifalandırmaya çağırıyor olabilir.
İlk gençlik yıllarında, kalbimizi birine en saf duygularla ve zihinsel hiçbir kaygı ve kuşku duymadan sonuna kadar açtığımız deneyimdir ilk aşk. image
Gençlik döneminde bilinçaltı bireyin deneyimlediği her duyguyu tıpkı bir havuz gibi kendinde toplar.
Eğer bu dönemde; rededilme, aldatma, hüsran, keder, korku, öfke, değersizlik, nefret, terkedilme, kıskançlık… gibi travma yaratacak duygular yaşanmış ve çözümlenmeden bırakılmışsa, bunlar bilinçaltında kalmaya devam ederek arka planda çalışan bir virüs programı gibi ilişkilerin şekli ve kalitesini belirler.
Biz o anıları ve duyguları unuttuğumuzu sansak bile orada durmaya, bugünümüzü ve geleceğimiz şekillendirmeye devam eder. Biz bunun sonuçlarını, nedeni açıklanmayan ilişki sorunları, korkular, içe çekilme ya da başka şekilde kendini gösteren durumlar şeklinde deneyimleriz. Rüyalarımız, sürekli olarak o duygulara işaret ederek, “burada temizlenmesi gereken bir şey” var mesajı gönderir.
Regresyon çalışmasıyla, bu tür rüyaların kaynağına ve çözüm yollarına ulaşabiliriz. Çalışmada, o anılara ait bitmemiş işleri, vedalaşmaları, affetmeleri yaptığımızda, anılar geldikleri yere geri dönerken biz de onlara gülümseriz. Çünkü, o deneyimin ruhsal yolculuğumuzdaki anlamını çözmüşüzdür. Artık bizi etkileyecek ve üzecek gücü bulamazlar.
İlişkilerinizde yaşadığınız sorunların ardındakileri merak edip çözümlemek istediğinize karar verirseniz eğer regresyon çalışması iyi bir yoldur…

 

Zayıf benlik imajı ve özdeğer duygusunun eksikliği

Bu sorunların çoğu erken çocukluk döneminde meydana gelen olaylar nedeni ile oluşur.
Sağlık sorunları, yeme bozuklukları, öğrenme problemleri, başarısızlık desenleri, fobiler ve davranış sorunları, gibi belirli türde çeşitli sorunlar düşüncesizce çocuğa kullanılan sözcüklerden ve küçük çocuklara yönelik eylemlerden kaynaklanabileceğiniı regresyon terapide danışanlardan alınan geri bildirimlerden izlenmektedir. Benzer şekilde, başarı, olumlu tutum ve özgüven küçük çocuklar için ifade edilen olumlu tutumlardan kaynaklanabilir. Bir örnek daha anlaşılır hale getirirsek.

Özgüven ve yeme bozuklukları yaşayan bir genç kız; çocukluk döneminde arkadaşıyla meyve toplamak için ağaca tırmanmaya çalışırken arkadaşının sen şişkosun tırmanamazsın sözleri üzerine içerleniyor fakat bende çıkabilirim başarabilirim düşüncesiyle hareket ettiği bir esnada babası geliyor ve ona sen çıkamazsın, beceremezsin diye kızıyor ve birde tembihliyor canın bir daha meyve koparmak istediğinde beni çağır ben sana veririm diyor.Bu olay çocuk için bir aşağıya sarmal başlangıcı oldu. O günden sonra insanlardan uzak ve içine kapanık olmaya başlamış. Okulda performansı kötüleşmiş.O günden beri, yeni birşeye başlamak istediğinde ben beceremem duygusu hakim oluyor ve vazgeçiyordu. Neyse ki, onun durumunu gitmiş olduğu diyetisyen tarafından fark edildi ve regresyon terapi önermesi sonucunda kız ile çalıştı ve regresyon yardımıyla, onu bloke eden bu çocukluk anıları tespit etmek mümkün oldu. Daha sonra ona bu çocukluk bloğu kaldırmak için yardım edildi.Genç kız daha sonra kilo sorunlarını halletmek için bir diyetisyene gitti !

Yukarıdaki durumda, bloke kaldırılmamış olmasaydı,böyle bir bloke yüzünden hayatının sonuna kadar kişinin sorunu devam edeceğini söyleyebilirim.Son derece yetenekli ve başarılı olan bu genç kızı kazanamayacaktık.
Bu hikayedende anlıyacağınız üzere bazen önemsiz gibi görünen hal ve tavırlar olumsuz sözlerimiz ve eylemlerimiz yoluyla küçük çocuklarımızda bizim neden olduğumuz yetenekleri üzerindeki hasarı bize gösterir.

Sevgi ve şükranlarımla,

1 2